NK Hakkında

Hayatı

Mimar, Heykeltıraş, Takı Tasarımcısı…

1934’te İstanbul’da, ailenin Anadolu topraklarında doğan ilk çocuğu olarak dünyaya geldi. Kırım’dan gelen aile ilk olarak buraya yerleşmiş, ardından Ankara’ya taşınmıştı. 

Kırımsoy, ilk ve orta öğrenimini Ankara’da tamamladı. Ardından İstanbul Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisi (bugünkü adıyla Yıldız Teknik) Mimarlık Bölümünden 1957 yılında mezun oldu. 1963’e kadar serbest mimar olarak çalıştı. Akabindeki iki buçuk yıl boyunca Marcus Diener Atölyesi’nde (Basel, İsviçre) tasarımcı mimarlık yaptı. 1966 yılında eşi Doris ile evlendi; bu evlilikten Canan, Deniz ve Emrah adında üç kızı oldu.


1966 yılında eşi Doris’le Türkiye’ye döndükten sonra bir süre daha serbest mimarlık yaptı, sonra inşaat işleriyle ilgilendi. 

Kimya’ya düşkündü. Çalışma hayatını izleyen 20 yıllık döneminde kendisinin “boyacılık yapmak”, başkalarının “korozyon mühendisliği” dediği, yapı işleriyle ilgilenen bir şirket kurdu. İş hayatını, çakıl taşları adına bıraktığı 1994 yılına kadar kimyasal korozyon işlerinde uzmanlaştı. 

Uzmanlığı (asidik ve bazik ortamların korunması, epoksy ve fugan harçlı aside mukavim seramik uygulamaları, kaplama elemanlarının kesilmesi vb) çakıl taşlarına hayat verdi. Ona göre çakıl taşlarının kendi biçimi, rengi, dokusu zaten anlatırdı. O ise taşların anlattıklarına; bazen soyut, bazen mistik anlamlar kazandırırken, bazen de geometrik şekiller veriyordu. 


Bireysel olarak gerçekleştirdiği doğa gezileri, yürüyüşleri, balıkçılık ve avcılık etkinlikleri bir yandan, çalışma hayatı boyunca bulunduğu şantiye alanları diğer yandan, evlendikten sonra maaile tüm Anadolu’da yaptıkları geziler ona her köşeden çakıl taşı toplama olanağı verdi. Tüm aile taşa meraklıydı, herkes kendisi için taş topluyordu. Dereler, denizler, dağlar, kurumuş nehir yatakları, yollar, harabe binalar… Bunların hepsi taş cennetiydi.

Kırımsoy, eşi Doris ile, 1987’de Datça’da yaşamlarını güzelleştirecek evi buldu. Evi yaparken kendi atölyesini de kurmaya başladı. 2001 itibarıyla Datça’ya temelli yerleşti ve en yoğun sanatsal çalışmalarını burada gerçekleştirdi.

Kırımsoy, 50. evlilik yıldönümüne denk gelen 2016 yılında eşini son yolculuğuna uğurladıktan sonra 28 Şubat 2018’de kendi tabiriyle bir “Lithoman”, ailesinin adlandırmasıyla ise “Çakıl Taşı Şairi” namıyla hayata gözlerini kapadı.

Eserleri

İlk eserlerini çakıl taşlarının renk kombinasyonlarını tasarımlı tellerin üzerine yapıştırma tekniği kullanarak gerçekleştirdi. Ardından doğal taşları ikili veya üçlü bir şekilde bir araya getirerek (yapıştırmanın yanında saplama) ilk heykellerini yaptı. Bu döneminin ardından da kesim, parlatma, çizme, yontma tekniklerini kullanmaya başladı. En küçüğü 2-3 cm, en büyüğü 35-40 cm boyutlarında ortalama 400 kadar eseri oldu. Heykellerinin en önemli özelliği, geometrik olan sayılı heykel dışında hiçbirinin bir sonrakini tekrar etmemesidir. Özellikle yüz ifadesi olan heykellerinin her biri farklı bir ifadeye sahiptir.  

Kırımsoy, ilk başlarda bir yandan heykel tasarımları yaparken bir yandan da küçük ölçekli yine yapıştırma ile başlayan takılar da ortaya koymaktaydı. Takılar da kendi maceraları içinde farklı dönemlere sahip oldu. Çakıl taşları başta olmak üzere yapı taşları, cam, midye, istiridye, ahşap ve metali de kullanan Kırımsoy’un eserleri, özellikle çakıl taşları söz konusu olduğunda minicik heykeller olarak adlandırılmalıdır. Yine heykellerinde olduğu gibi bu takılarda da en çok dikkat çeken farklı yüz ifadelerinin zenginliği (toplamda 6-7 bin kolye yontusu yaptığı varsayımıyla) ve heykellere oranla daha az da olsa tek bir kolye ucu yontusunda kimi zaman birden fazla ifade bulunmasıdır. Bunların arasında sayıları muhtemelen 1000’e varmış olan küpe ucu yontuları da bulunmaktadır. Küpelerde de aynı şekilde çakıl taşının yanı sıra yoğun olarak boncuk, gümüş ve midye kullanmıştır. Sayıları az denebilecek anahtarlık ucu yontularını da burada anmak gerekir. Anahtarlık ucu yontuları çakıl taşlarından ibarettir. 

Başka bir deyişle eserlerinin toplam sayısı 20 yıllık bir çalışma dönemi düşünülürse (toplamda 30 yıl kadar görünmekle birlikte hastalık ve son yılları çalışamadığını varsaydığımızda) Kırımsoy’un ayda 10-15 tane eser ortaya koyduğunu gösteriyor. 

Kırımsoy, bir doğa hayranı da olduğu için takılarında yer yer tohum (badem, palamut, zeytin, selvi kozalağı, hurma vb.), ağaç (özellikle zeytin) ve atık ve artık malzeme de (alüminyum kutu halkası, şişecikler, şişe ağızları, folyo, kırık cam parçaları, düğmeler, porselen ve seramik parçaları gibi) kullandı. Yaşadığı Datça’nın meşhur bademi ve akdeniz palamuduna da, kendisinin deyimiyle “karikatür” ifadeler kazandırarak bir seri takı ortaya koydu. Tarihe duyduğu ilgi, özellikle Anadolu Bereket Tanrıçası olmak üzere bir dizi tanrıça ikonası, Hitit hiyeroglifleri, Mısır desenleri üretmesine sebep oldu. Ailesi, formları ve malzemeleri esas alarak yaptığı kategori çalışması sonucunda 27 kategori tespit etti*. 

Eserlerine genel bir bakış, kadın heykel yontusunun azlığına dikkat çekiyor. İfadelerin bir kısmının tanıdığı insanları çağrıştırması da ayrı bir özellik olarak değerlendirilmeli. Pek çok heykelciğinde kendisinin hatlarının bulunuyor olması da dikkat çeken başka bir özellik. 

Genellikle yüz ifadelerinde göz ve ağız esas ağırlığı taşıyor. Kimi zaman burun da eklenebiliyor. Ancak kulak ayrıntısı sadece 2-3 heykelciğinde mevcut. Saç ayrıntısı hiç işlenmemiş. Yüz hatları çoğunlukla taşın doğal çizgilerine bırakılmış görünüyor. Bir de dikkat çeken üç tane gözlüklü heykelin olması. Gözlük, bilindiği üzere heykel sanatında çok tercih edilmeyen bir ayrıntıdır. Hayatları boyunca gözlük kullanan ünlülerin büstlerinde dahi gözlük çoğunlukla zor bir konuya dönüşmekte. 


Sanatı

Kırımsoy’un eserlerini herhangi bir sanat akımıyla adlandırmak olanaklı değil. Bir anlamda natüralist portreci denebilir belki. 

Yaban sanat** temsilcisi (art brut, brutal art) olarak değerlendirilebilir kendisi. Yaban sanat, istemsiz bir şekilde durmadan üreten, kendilerini sanatçı olarak görmeyen, hatta bunun sanat olduğundan dahi haberi olmadan üreten kişilerin ortaya koyduğu bir sanat. Öte yandan Kırımsoy bir informel sanat temsilcisi olarak da addedilebilir. Bu sanat akımı, Amerika’da soyut dışavurumculuk başlarken yaban sanata paralel ve hemen hemen aynı ekibin kurucuları tarafından ilan edildi. Temel özelliği biçimdışılık ve biçim yokluğu ya da biçim karşıtlığı olarak özetlenebilir.  Kırımsoy’un kısmen biyomorfik sanatı da yansıttığı görülebilir. 

Sonuç olarak Kırımsoy’un eserlerini herhangi bir sanat akımının parçası olarak görmek belki şu aşamada mümkün değildir ancak eserlerin macerası her halükarda devam edecektir.

* * *

Katıldığı sergiler***:

Çankaya Belediyesi Sanat Galerisi (Kasım 1993)

Milo Sanat Galerisi (Haziran 1994)

Turizm Bakanlığı DÖSEM TUR-ART’94 (Eylül 1994)

Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet Müzeleri (Mayıs 1993 ve Eylül 1995)

Marmaris İçmeler Belediyesi MART-ART’95 ve Sanat Sokağı Açılış Şenliği (Mayıs 1995)

Muğla Belediyesi 9. Kültür Şenliği (Eylül 1995)

Turizm Bakanlığı DÖSEM TUR-ART’95 Sergisi(Ekim 1995)

Ankara 1. Sanat ve El Sanatları Fuarı (Aralık 1995)

Ankara 2. Sanat ve El Sanatları Fuarında (Ekim 1996)

Turizm Bakanlığı DÖSEM TUR-ART’96 Sergisi (Aralık 1996)

Turizm Bakanlığı DÖSEM TUR-ART’97 Sergisi (Ekim 1997)

Ankara 3. Sanat ve El Sanatları Fuarı (Aralık 1997)

Kırımsoy, 2001’de Datça Reşadiye Mahallesine temelli yerleştikten sonra, vefat edene kadar ev-atölyesini daimi sergi alanı olarak kullandı.


* Kendi sınıflamasıyla kolye uçları dört grupta toplanıyor: ÇATA (Çakıl Taşları), YATA (Yapı taşları), Arkeolojik ve Karikatür.

** “Ham” şeklinde çevrilmiş olmasına karşın, henüz Türkiye’ye tam girmediği için bu terimde bir karmaşa sözkonusu. “Yaban sanat”, belki “iç sanat” gibi bir terimin kavramı daha iyi karşılayacağını düşünmekteyiz. “ham” teriminin olumsuz çağrışımları yoğun. Halbuki “yaban”ın, hem olumlu hem de olumsuz anlamda çağrışımları vardır ki bu sana akımının temsilcileri düşünüldüğünde çok daha karşılık vermektedir. 

*** Çalışmalarını kayıt altına almak Necdet Kırımsoy için çok önemli değildi. Ancak ölümünden sonra ailesinin saptayabildiği sergi sayısı bu kadar görünüyor. Bunun dışında başka sergilere de katıldığı biliniyor. Ancak detaylı bilgilere henüz ulaşılamadı.